Kemaliye'de Ayakkabıcılık   


turkcell süper lig fenerbahçe galatasaray beşiktaş diet zayıflama sağlık spor kozmetik moda fal burç iddia türküleri mp3 şarkıları indir resimler

 

English - Summary
Kemaliye Tanıtımı
Kemaliye Tanıtımı
Kemaliye Tarihçesi
Kemaliye Adı
Eğitim ve Öğretim
Eğitim ve Öğretim
Eğin'de Sosyal Hayat
Eğin'de Ticari Hayat
Eğin'de Sanayi
Ayakkabıcılık
Eğin Türküleri
Eğin Manileri
El Sanatları
El Sanatları
Eğin Ağzı
Eğin Mutfağı
Eğin Bitki Örtüsü
Eğin'nin Su Kaynakları
Yeraltı Zenginlikleri
Kemaliye'nin Köyleri
Araştırma-Literatür
Kemaliye Haber Ajansı

Kemaliye'de Turizm

Kemaliye'de Yamaç Paraşütü

Eğin'de Turizm
Etkinlikler Takvimi
Gezilmeli Görülmeli
Eğin Fotoğrafları
Eğin'de Ne Yenir, İçilir?
Konaklama Tesisleri
Eğin'de Alışveriş
Eğin'e Nasıl Ulaşılır?

Kemaliye'de RaftingKemaliye'de Rafting

Kemaliye'de Bisiklet Sporu


Faydalı Bilgiler ve Gazete Haberleri

Hacı Ali Akın
SKY LIFE (English)
Ferhatların Kenti 1
Ferhatların Kenti 2
Kemaliye'ye...
Kemaliye hazineleri
Azmin Zaferi
Erzincan'da Yaz
Olmadı Sayın Vali
Vali Bey Birgün
Tarihi Kentler Birliği
Bilgisayar hayatımı...
Ali Coşkun
Barışı severim...
Altın Rezervi
100 ton altın rezervi
Taşyolu ve Getirdikleri
Kemaliye hazineleri
Köprü, Ayşe Kulin
Doğu'nun beyefendisi
Turizm Fuarı 1
Turizm Fuarı 2
Kadıgölü
H.Ali Akın M.Y.Okulu
...Ve Nostalji
Cumhuriyet Bayramı
Trilyonluk Miras
1840 Sayımı
Balkırı’da ev sevinci
Özel Müze
Alevi-Sunni ...
Eğin'de Namaz Vakitleri
Hıdır Abdal Sultan
Akıl veren çok
Erozyon Keban'ı ...
Kitaplar ve Tezler
İpekçilik Milli Komitesi
Ankara unutunca...
Bir Toplantı'nın ...
Şiirler
Ermeni İsyanları

Tatil, turist doğal ürünler, outdoor,  rafting, kano, trekking. Tatil fırsatları. Bot safari. Anadolu evleri, tarihi kültür turları.  istamboul, Canakkale, Anzac Tour, Anzac day Cappadocia, Hotels in Cappadocia, Cappadocia Hotels, tours Cappadocia, baloon tours, cave hotels in cappadocia, Kapadokya, sufism, sufist, Kayseri, Hotels in Kayseri, Kayseri Hotels, tours in Kayseri, Trabzon, Trabzon Hotels, Hotels in Trabzon, tours Trabzon, laz, sumela manastiri, monastery, Sinop, Sinop Hotels, Hotels in Sinop

İ

KONFERANS NOTLARI

Haziran 1985

AYAKKABICILIK                             

OSMAN BEDRİ SAĞÇOLAK

ÇARŞIDA AYAKKABICI ESNAFI

(Lütfen izinsiz kopyalamayınız!)

Bu kısımda  Kemaliye’de ki ayakkabıcılığın benim aklımın erdiği bizzat görüp bilgim dahilinde olan zamanlarını yazacağım. Böylelikle daha sıhhatli bilgi verebileceğimi tahmin ediyorum. Benim aklımın erdiği seneler ki 1940’lı senelerdir.

O senelerde çarşı içerisinde 69 tane ayakkabıcı, kunduracı ve tamirci esnafı vardır. Bunlardan 49 tanesi ayakkabıcı esnafı, 14 tanesi kunduracı esnafı, 6 tanesi de tamirci esnafıdır. Bunlardan ayrı olarak, 2 tane saya dikimi yapan saraç ve köylerde seyyar tamircilik yapan kişilerde bu zümreye dahil edilebilir. Tarihi 5-10 sene geriye götürdüğümüz zaman, bu rakamın üstüne 20 esnaf daha ekleniyor. Bunlarla beraber ayakkabıcı ve kunduracı esnafının sayısı çarşı içerisinde 89 dükkana yükseliyor. Biz yine mevcudiyetine yetişmiş olduğumuz 69 esnaf adedine döneceğiz. Ayakkabıcı esnafının çarşı içerisinde belli bir semte veya sokağı yoktur. Çarşının her yerinde vardır ve her dükkan tam faal çalışan dükkanlardır. Her dükkanda ustanın kuvvetine ve dükkanın büyüklüğüne göre 2-3 kişi bazı dükkanlarda daha fazla kalfa, işçi, çırak sınıfından kişilerin çalıştığı görülür. Eskiden bir ayakkabıcı dükkanı tarif edilirken 1 kulaç yere bir işçi oturtulur denilerek sanatta çalışan kalabalığın derecesi tarif edilirmiş.

 Meslekte çalışan işçi ve çırakların, şehrin içinden olduğu kadar Apçağa, Sırakonak, Bahçe, Ariki, Yuva, Toybelen, hatta sandık ve Yaka gibi köy ve uzak mahallelerden, her sabah bir ahenk içinde posta posta çalışmaya geldikleri ve akşam  döndükleri görülürdü.     

 Müstakil dikiciler de vardır. Bunlar ya işini aldıkları dükkanın bir köşesinde, veya evlerinde belli bir ücret mukabili ayakkabının yalnız dikimini yapan kişiler idi.  İyi bir dikicinin günde 10 çift bir dikim yapacağı hesaplanır. Eskiden günde 20 çift, 30 çift ayakkabı dikebilen müstesna dikicilerin olduğunu duymuşuzdur.

 Bütün bunlar gösteriyor ki Kemaliye’deki ayakkabıcılık sanat dalında büyük bir iş ve çalışma istihdamı mevcuttur. Şehrin ticaret hayatında çok önemli mevkisi vardır ayakkabıcılığın.

 Hesaplar da açık olarak bunu göstermektedir. Şöyle ki, bizim zamanımızda rastlayan ve adedini 49 olarak tespit ettiğimiz ayakkabıcı esnafının, az bir kısmı haftada bir kanat, çoğunluğu haftada iki üç kanat, gene bir kısmı haftada altı kanat kösele işleyebilen dükkanlar idi.

 Kemaliyeli olup ta bugün yaşantılarını Kemaliye’nin dışında sürdüren, memleketine ya seyrek gidip yahut da uzun zaman gidemeyen, hemşehrilerimizin ve bilhassa genç nesillerin, ana vatanları olan Kemaliye’nin geçmişteki sanat hareketlerini ve ticari faaliyetlerini, dedelerinin ne ile nasıl uğraştıklarını bir nebze öğrenmeleri veya bilenlerin hatırlamaları ve ruhi, manevi bir doyuma kısmen ulaşabilmeleri için güzel bir teşebbüs başladığını görmekteyiz.

 GURBET Gazetesinin  kıymetli gayretleriyle başlatılmış olan- Kemaliye “EĞİN” Sanat ve Kültür zenginliklerini araştırma ve açığa çıkarma mevzulu teşebbüste.

 Kemaliye’de- Ayakkabı, terlik ve zenne sanatı konusunun tetkik ve inceleme bilgileri de benden istenmiştir.

 Bilgimizin erişeceği  noktaya kadar bu konuyu incelemeye ve anlatmaya çalışacağız.

 Esasen Kemaliye’deki bu sanat dalının, geçmişteki beceri ve faaliyetlerini  biz yaştaki bir insanın layıkıyla bilip anlatması, yazması, mümkün değildir. Bugün bir mevzuda sorup danışacağınız, bilgi alacağınız sanatla uğraşmış eski kişilerden de hemen hemen kimsede kalmamıştır.

 Sanat hakkında bundan evvel yapılmış bu tip bir araştırma ve incelemeye de rastlanmamaktadır.

 Ancak gene de bu mevzuda gerçeğe en yakın ve doğru bilgiler verebileceğimi tahmin ediyorum.

 Bu bilgiler benim Kemaliye’de ayakkabıcılık sanatında bilfiil çalışmış olmamın verebileceği bilgiden ziyade, şu hususlardan kaynaklanmaktadır. Ailemin dedemiz dahil amcalarıyla, dayılarıyla geçmişte ayakkabıcılık mesleği ile uğraşmış kişiler olması. Daha önemlisi, rahmetli babam Hasan SAĞÇOLAK’ ın (Hortikoğlu) bu mesleğe mensup olup, mesleğine çok seven, mesleğine saygı duyan bir kişi olması, sanatın geçmiş zamanlardaki  faaliyetlerini çok iyi bilip bize sağlam bilgilerle çok defalar nakletmiş olması beni bu hususta bilgi sahibi kılmıştır.

 Aynı zamanda ayakkabıcılık sanat dalının Kemaliye’de çok canlı olduğu zamanlarda kısmen yetişmiş bulunuyorum. Kemaliye’nin büyük şehirlere göç yoluyla boşalıp bugünkü haline gelmesi kısa denilebilecek bir zaman içinde olmuştur.

 Osman Bedri SAĞÇOLAK

İSTANBUL- HAZİRAN 1985

 


KEMALİYE’NİN ESKİ HALİ

 Mevzuumuz olan Kemaliye’de ayakkabıcılık sanatının anlatımına geçmeden  evvel, Kemaliye’nin “EĞİN” geçmiş zamandaki ticaret hudutlarına ve şehrin canlılığına bir göz atmak gerekiyor.

 Biz Kemaliye’nin çok canlı ve kalabalık olduğu zamanlarına kısmen yetiştik. Fakat burada esas olan bizden daha evvelki zamanlarıdır. Aklımızın ermeğe başladığı o seneleri ele alır ve büyüklerimizin anlattıkları bilgileri de buna katarsak, görüyoruz ki Kemaliye yakın denilebilecek bir zaman evveline kadar, büyük bir nüfusa sahiptir.

 Şehir içi, bağlı nahiyeler ve köyleri ile kalabalık bir yerleşim bölgesidir. İdari hudutları da bugünkü hudutlarından geniştir.

 Bugün birer ayrı ilçe olan Ilıç ve Ağın  o zamanlar Kemaliye’ye bağlı nahiyelerdir. Kemaliye’nin yalnız şehir içi nüfusunun yakın geçmiş tarihte 17.000 kişi olduğunu ve Kemaliye’nin bu haline yetiştiklerini anlatan yaşlı kişileri biz dinlemişizdir.

 Tabi nahiye ve köyleri de bu oranda kalabalıktır.

 Bugün görülen büyük şehirlere göç etme , daha çok kazanma fikri o zamanlarda hemen hemen kimsede yok. Bugünkü gibi uzaklar yakında değil. Eğer bir zaruretten dolayı gurbete gidenler olsa bile muvakkat zaman ve bir miktar kazançtan sonra memlekete dönmek kaydıyla gidiyor. Çünkü mutlak mesken ve mekan “EĞİN” Kemaliye’dir.

 Herkes yöresine gönülden bağlıdır. Köylüsü köyüne has ticaret ve ziraatla, şehirlisi mensup olduğu sanat dalında zevk ve sebatla, uğraşan huzurlu bir topluluktur Kemaliye.

 Bazı günler çarşıda alış-veriş yapmanın, insan kalabalığından zor duruma geldiğini, mahalle aralarında seyyar satıcıların olduğunu, ekmek satıcılarının olduğunu, mahallelerde bekçi sistemi bulunduğunu, bazı günler köylülerin gelmesiyle o zamanın nakil vasıtası sayılan hayvanların çarşı içindeki 8 adet han ve avlularına sığmayarak, çarşı kenarı bahçelere çekildiğini, çok defalar dinlemişizdir babalarımızdan.

 Kemaliye o zamanlar her yönüyle mükemmeldir. Mektebi vardır, medresesi vardır, rüştiyesi vardır, alim kişileri önemli şahsiyetleri vardır. Atalarımız yörenin imarına da büyük önem vermektedirler. Şehir ve köyler son derece bakımlı ve mamurdur. Devrilen bir kaldırım taşı aynı gün yerine konmaktadır.

 Bugün görülen bahçelerin çoğu, o zaman var olup, bugün yıkılmış olan binaların arsalarıdır.

 İşte geçmişteki böyle bir Kemaliye’de çevre ilçelerin hiçbirinde rastlanmayan, her çeşit esnaf ve sanatkarın bulunduğu büyük ve düzenli bir çarşı sistemi vardır. Çarşı, eski kışla bugün ki  hastanenin alt kısmından başlar, bir irtibat içerisinde aşağıdan Fırat kenarına kadar uzanır. Bugünkü ana çarşının alt kısmında  Gümrükçü mahallesinde, Küçük Çarşı namıyla bir çarşı daha vardır. Daha aşağıda su kenarı ise Kemaliye’nin o günlerde iskele ve limanı durumundadır. Şehrin buğday, arpa cinsi yiyecekleri ile yakacak kısmının büyük bir bölümü su yoluyla gelmektedir.

 Kereste ihtiyacının tamamıda Fırat yoluyla gelir. Kemah mıntıkasından gelen çam kerestelerini burada doğrayan büyük  hızar atölyeleri vardır. Bunlara mağazalar denir. Bu kısımlar hep ana çarşıya hizmet eden çarşı bölümleridir.

 Kemaliye Çarşısı bölgenin ticaret merkezidir. Bölge halkının ihtiyacı olan her çeşit mal ve hizmet yörenin şartlarına uygun evsafta ve bölge nüfusunun ihtiyacını karşılayacak güçtedir. Bazı ara mallar hariç Kemaliye hudutları dışından hiçbir imalat Kemaliye’ye girmez.

 Esnaf dürüst ve karakterlidir. Yaptığı işin hakkını verir, dayanıklılığa dikkat eder erbap ve güvenilir esnaftır. İnsani ve İslami ölçüler içersinde çalışır. Tamahtan uzak, kanaat sahibidir.

 Çarşı esnafı arasındaki dayanışma ve muhabbet her yerde rastlanmayacak ölçüdedir.

 İşte bu hususiyet ve meziyetlerden dolayı, Kemaliye’nin ticaret çemberi geniştir.

 Nahiye ve köylerine ilaveten güney cihetlerinde Ağın (eskiden bağlı nahiye) ve köyleri, bir kısım Arapkir köyleri, Çemişkezek köyleri, kuzey cihetlerinde Ilıç (eskiden bağlı nahiye) ve köyleri, Kuruçay, Kemah, Refahiye, mıntıka ve köyleri batıda Divriği köyleri.  

 Yaz aylarında Sarı çiçek yaylasına Malatya yöresinden gelen Sinanlı, Paçikanlı, Reşollu aşiretleri, Munzur yaylası ve Sulaç bölgesine gelen, Şavak aşiretleri Kemaliye’den alış-veriş yapan bölgelerdir.  Çünkü bu bölgelerin insanları hayvani ve zırai mahsullerini Kemaliye çarşısında rahatlıkla satabildikleri gibi ihtiyaçları olan her cins malı da çarşıda rahatlıkla bulabilmektedirler.

 

AYAKKABICILIK SANATININ KEMALİYE’NİN TİCARETİNDEKİ YERİ

Kısa hatlarıyla bir nebze belirtmeye çalıştığımız o günlerin Kemaliye’sinde “EĞİN” ve Kemaliye’nin o zamanlardaki ticaret ve sanat faaliyetlerinde, ayakkabıcılık sanat dalının şehrin ticaret hayatında büyük bir yeri olduğunu görmekteyiz.

Ayakkabıcılık sanatıyla uğraşan esnaf, çarşı içinde diğer sanatlarla uğraşan esnafa nazaran, en kalabalık   esnaftır, çok mensubu vardır. Ayakkabıcılık mesleği de bölgenin en geçerli mesleğidir. Çünkü bölge nüfusunun zaruri ihtiyacı olan ayakkabı, yörenin arazi şartlarına uygun olarak ancak oradaki tecrübeli ayakkabıcı esnafı tarafından imal edilebilmekte ve dayanıklılık neticesi ancak bu şekilde alınabilmektedir. Büyük şehirlerde imal edilmiş bir ayakkabının bölge arazisinde kısa bir zaman içinde yıpranması ve maliyetinin de yüksek olması dışardan Kemaliye hudutları içersine ayakkabı girmesini mümkün kılmaz.

 Nüfusun çok kalabalık olduğu o dönemlerde bütün ihtiyaç ayakkabı ve kundurasıyla, tamamen yerli yapımdan karşılandığı gibi ilçe hudutları dışına yukarda bahsettiğimiz bölgelere de önemli miktarlarda ihraç edilir. Bu satışlar seyyar tüccarlar ve o yörelerden gelip mal alan gene seyyar esnaflar eliyle olur.

 Mesleğin yetişme kadrosu da geniştir. Tahsil imkanlarının az olduğu o devirlerde çocuğuna bir meslek seçmek durumunda olan ana-baba, çocuğuna o zamanların geçerli sanatı olan ayakkabıcılık mesleğini seçer. Hatta çıraklık dönemlerinde bir veya iki sene çocuğuna çalışmasından dolayı bir ücret talep etmez. Yeter ki o mesleğe mensubiyeti garantileşsin ve yeter ki o mesleği öğrensin.

 Mesleğin yörede evvelden kullanılan ismi YEMENİCİLİK’ tir. Ayakkabıcılık ismi yaygın ve şümullüdür, daha sonra kullanılıyor. Sözlükte yemeni kaba ve hafif dikişli ayakkabı diye geçiyorsa da, Kemaliye’de ki yemeni tipleri çeşitleri ve yapımı itibarıyla ayrı özellikler taşır. Zaten yemeni daha ziyade çok eskiden yarım hasıl çön’lerle yapılan ayakkabı tipleridir. Meslek sonradan kendini

Yenilemeyi bilmiş, Çapula ve Mokosen tiplerinde geçmiş ve karma bir ayakkabı imalatı meydana gelmiştir. Yani her cins ayakkabı yapılabilmiştir.

 Mesleğin İslami bakımdan piri HASAN’İ BASRİ Hazretleridir. Kemaliye’deki ayakkabıcılık mesleği faaliyetlerinde Cumhuriyetten evvelki tarihlerde, Dernek veya Cemiyet sistemine rastlanmıyor.

 Onun yerine sanatta usta ve itibarlı kişilerden oluşan bir heyet, bir teşekkül var. Sanatı öğrenmiş dükkan açmak isteyen bir kişinin sanatı öğrenip öğrenmediğine, güvenilir bir esnaf olup olmayacağına, bu heyet devreye girip karar veriyor. Eğer karar olumlu ise o kişiyi yetiştiren usta, kişiyi Ahiler denilen ve o zamanlar Bahça’da ikamet etmekte olan Ahi teşkilatına götürüp, ustalık duası yaptırıyor, ondan sonradır ki  kişinin güvenilir bir usta, sanatkar olduğu, esnaf  sınıfına girmiş olduğu kabul edilmiş oluyor.

 

ÇARŞIDA AYAKKABICI ESNAFI

 Bu kısımda Kemaliye’deki ayakkabıcılığın benim aklımın erdiği bizzat görüp bilgim dahilinde olan zamanlarını yazacağım. Böylelikle daha sıhhatli bilgi verebileceğimi tahmin ediyorum. Benim aklımın erdiği seneler ki 1940’lı senelerdir.

 O senelerde çarşı içersinde 69 tane ayakkabıcı, kunduracı ve tamirci esnafı vardır. Bunlardan 49 tanesi ayakkabıcı esnafı, 14 tanesi kunduracı esnafı, 6 tanesi de tamirci esnafıdır. Bunlardan ayrı olarak, 2 tane saya dikimi yapan saraç ve köylerde seyyar tamircilik yapan kişilerde bu zümreye dahil edilebilir. Tarihi 5-10 sene geriye götürdüğümüz zaman, bu rakamın üstüne 20 esnaf daha ekleniyor. Bunlarla beraber ayakkabıcı ve kunduracı esnafının sayısı çarşı içerisinde 89 dükkana yükseliyor. Biz yine mevcudiyetine yetişmiş olduğumuz 69 esnaf adedine döneceğiz. Ayakkabıcı esnafının çarşı içerisinde belli bir semte veya sokağı yoktur. Çarşının her yerinde vardır ve her dükkan tam faal çalışan dükkanlardır. Her dükkanda ustanın kuvvetine ve dükkanın büyüklüğüne göre 2-3 kişi bazı dükkanlar da  daha fazla kalfa, işçi, çırak sınıfından kişilerin çalıştığı görülür. Eskiden bir ayakkabıcı dükkanı tarif edilirken 1 kulaç yere bir işçi oturtulur denilerek sanatta çalışan kalabalığın derecesine tarif edilirmiş.

 Meslekte çalışan işçi ve çırakların, şehrin içinden olduğu kadar Apçağa, Sırakonak, Bahça, Ariki, Yuva, Toybelen, hatta Sandık ve Yaka gibi köy ve uzak mahallelerden, her sabah bir ahenk içinde posta posta çalışmaya geldikleri ve akşam döndükleri görülürdü.

 Müstakil dikiciler de vardı. Bunlar ya işini aldıkları dükkanın bir köşesinde, veya evlerinde belli bir ücret mukabili ayakkabının  yalnız dikimini yapan kişiler idi. İyi bir dikicinin günde 10 çift bir dikim yapacağı hesaplanır. Eskiden günde 20 çift, 30 çift, ayakkabı dikebilen müstesna dikicilerin olduğunu duymuşuzdur.

 Bütün bunlar gösteriyor ki Kemaliye’deki ayakkabıcılık sanat dalında büyük bir iş ve çalışma istihdamı mevcuttur. Şehrin ticaret hayatında çok önemli mevkisi vardır ayakkabıcılığın.

 Hesaplar da açık olarak bunu göstermektedir. Şöyle ki bizim zamanımıza rastlayan ve adedini 49 olarak tespit ettiğimiz ayakkabıcı esnafının, az bir kısmı haftada bir kanat, çoğunluğu haftada iki üç kanat, gene bir kısmı da haftada altı kanat kösele işleyebilen dükkanlar idi. Biz bunun ortalamasını ele alıp her dükkanın  haftada en azından iki kanat kösele işleyebildiğini kabul edersek Çarşı ayakkabıcı esnafının, bir hafta içinde 98 kanat kösele işlediğini görüyoruz. Bu miktara kunduracı esnafı ve tamirciler dahil değildir ve rakam asgaridir. Çünkü biz uzun zaman  kösele satışıyla da meşgul olmuşuzdur.

 Her kanat köseleden irili ufaklı 23-25 çift ayakkabı çıkar. Gene hesaba göre bir kanat köseleden 24 çift ayakkabı çıktığını kabul edersek, Kemaliye Çarşısında bir hafta içerisinde imal edilen ayakkabı miktarı 2.350 çift ayakkabıdır. Bu ayda 9.400 çift eder. Bunun üstüne 13 adet kunduracı esnafının aylık 100 çift kundura imalatını da eklersek 9.500 çift oluyor. Kemaliye ayakkabı sanatındaki bir aylık imalatının sayısı.

 Esnafın 7 aylık dikim ve yapım sezonunda ise 66.500 çift ayakkabı ve kunduraya ulaşıyor bu rakam. Bu miktar senelik imalattır. Zira senenin geriye kalan 5 ayında, hem bölgenin iklim şartlarından dolayı alışveriş ve dikim yapım olmaz, hem de esnaf gelecek sene içerisinde yapacağı ayakkabıların yüzlemesini sayasını beş aylık kış mevsiminde hazırlar.

 O zamanlar bu bir sene içerisinde yapımı gerçekleştirilen bu miktar bir ayakkabının, çevre ilçelerin hiçbirinde yapımı mümkün olmadığı gibi, çevre illerde bile mümkün değildi.

 Bugün dahi bu miktar bir ayakkabının çevre il ve ilçelerin herhangi birinde yapımı veya büyük şehirlerden getirilip satılması bile mümkün gözükmemektedir.

 Her ayakkabı bir sene dayanıklılık gösterebildiğine göre, bu demektir ki Kemaliye’de o zamanlarda bir senede 66.500 kişiye ayakkabı giydiriliyordu. Burada akla şöyle bir sual gelir. 1940’lı senelerde Kemaliye’de bu miktar ayakkabıyı tüketecek  nüfus var mıydı?

 Yazımızın bir bölümünde Kemaliye’nin ticaret çemberini çizerken, şehrin ve köylerinin o zamanki kalabalık nüfusuna ilaveten alışveriş hudutlarının nerelere kadar uzandığını, satış imkanlarının nerelere kadar hitap ettiğini, bilhassa ayakkabıcılık iş kolunun satış uzantılarını belirlemek için yazmıştım. Tabi ki bölge de o nüfus var idi.

 

AYAKKABICI ESNAFI

Kemaliye Çarşısında o tarihte mevcut olan ayakkabıcı esnafını bir ekrana getirmişçesine sayıp tanıyalım. Bu sıralama çarşıdaki sokak durumuna göre olacaktır. 

  1. Sadullah Akbal Kardeşler. Sandıkbağlı.

  2. Abdurrahman Çamkerten Usta. Sandıkbağlı.

  3. Ahmet Bali Usta. Sandıkbağlı.

  4. Mehmet Serttaş Usta. Yuva Köyü

  5. İhsan Baştaş Usta. Emürgilin.

  6. Bekir Sağçolak Usta. Hortikoğlu.

  7. Hasan Sağçolak Usta. Hortikoğlu.

  8. Alişan Usta. Sandıkbağlı.

  9. Hasan Demirok Usta. Mahdigilin.

  10. Sayit Usta.

  11. Mehmet Bezikoğlu Usta .

  12. Hacı Günay Usta. Yaka Köylü

  13. Ömer Tarlabaşı. Usta. Arikili.

  14. İbrahim Rabatlı Usta.

  15. Mustafa Türkmen Usta.

  16. Ahmetturan Nalcı Usta.

  17. Türkmen Naci Usta.

  18. Hacı Eski Ali Usta.

  19. Hasan Yurdakul Usta. Apçağalı.

  20. Şakir Dündar Usta.

  21. Bekir Türkmen Usta.

  22. Hacı Ahmet Usta. Hacıeskigilin.

  23. Hüseyin Özgenel Usta. Bahçeli.

  24. Hüsnü Dayının oğlu Ahmet Usta.

  25. İsmail Usta. Babaşerifgilin.

  26. Sahak Usta.

  27. Mustafa Usta. Çarhogilin.

  28. Ahmet İpek Usta. Ökkeş.

  29. Hüseyin Usta. Adikgilin.

  30. Alibabagilin Mehmet Usta. Yaka Köylü

  31. Kaya Tütüncü Usta. Şürüustagilin

  32. Hüsnü Çıplak Usta

  33. Osman İpek Usta. Topal Osman.

  34. İpekligilin Ali Usta. İllorik.

  35. Mustafa Gür Usta. Mehleli Delibaş.

  36. Osman Usta. Baligilin.

  37. Osman Bekir ve Hüseyin Ustalar. Narvelligilin.

  38. Mehmet Yağcı Usta. Köçenli.

  39. Bekir Usta. Toybelen Köyü

  40. Ali Usta. Çevlikli.

  41. Hasan Bilen Usta. Arabacı.

  42. Mehmet Dündar Usta.

  43. Mehmet İpek Usta.

  44. Mahmut İpek Usta

  45. Osman Özgenel Usta.

  46. Fayık Usta. Yaka Köylü

  47. Hacı Hasan Vanlı Usta.

  48. Osman Bilen Usta. Sarı Osman.

  49.  Ahmet Usta. Arapoğlu.

 

KUNDURACI ESNAFI 

  1. ihsan Usta.

  2. Mustafa İpek Usta.

  3. Şükrü Usta. Arikili.

  4. Salih Tamay Usta. Hoca Salih Sandıkbağlı.

  5. Hasan Usta. Apçağalı.

  6. Adil Usta.

  7. Bedri Soybay Usta.

  8. Sami Usta.

  9. Minas Usta. Toybelen Köylü

  10. Mahmut Usta.

  11. Mustafa Türkmen Usta.

  12. Hasan Usta. Toybelen Köylü

  13. Fikri Usta. Ariklili.

  14. Nuri Usta. Karakoç Köylü

 

TAMİRCİLER 

  1. Mehmet Morgül. Gıdirik.

  2. Sarı Halil Usta. Ariklili.

  3. Melek Hüseyin Usta.

  4. Ömer Usta.

  5. Mustafa Usta.

  6. Dapurlu Dursun Usta.

 Tarihi 5-10 sene evveline götürüp bizim faaliyetlerine yetişemediğimiz, çok yakın zaman evvelinin ayakkabıcı ve kunduracı esnafı.

  1. Ali Soybay

  2. Şükrü Usta. Tütüncü.

  3. Baba Rıza.

  4. Alikayagilin Cevdet Usta.

  5. İllonik Mehmet Usta.

  6. Ömer Tevfik Ariklili

  7. Hakkı Yeloğlu.

  8. Abdullah Usta. Alikayagilin.

  9. Ahmet Usta. Hatipgilin.

  10. İsmail Usta.  Hacıeski.

  11. Mehmet Ali Eren Usta. Bahçe Hocası.

  12. Mehmet Bali Sandıkbağlı.

  13. İhsan Usta. Çevlikli.

  14. Salim Usta. Kösegilin.

  15. Hasan Usta. Mısırlıgilin.

  16. Bekir Usta. Hacı Tahirin’in oğlu.

  17. Mustafa Usta Kelaligilin.

  18. Agop Usta.

  19. Malım Ağa.

  20. Hasan Usta. İllonik.

 Ekseri ustanın soy isimlerini bilemediğimden mensup oldukları lakaplarını yazdım.

 Ayakkabıcı ve kunduracı ustalarını geri tarihlere doğru incelediğimizde yemenicilik ayakkabıcılık kısmının en eski ustasını Hacı Yusuf Mahallesinden bağcı Hacı Mahmut Ağa’nın oğlu Ahmet Usta olarak tespit edebiliyoruz. Kunduracı kısmının en eski ustasının da İpekgilin Mustafa Usta’nın olduğunu öğreniyoruz.

 Daha evvelsine ait bilgileri bugün için bulmak mümkün olmuyor.

 

İMAL EDİLEN AYAKKABI CİNSLERİ

 Kemaliye’de yapılan ayakkabı cinsleri ise şöyledir:

 

Ayakkabıcılıkta erkek kısmı.

 1. Boccikli yemeni : Sağı solu olmayan, burnu sivri ve yukarı kıvrık ağız kısmı yaşmaklıdır. En eski yemeni tipidir. Bu ayakkabı her iki ayağa giyilebilir bir yapıya sahip oluşundan aşınma yönünden ekonomik bir yapıya sahiptir. Yüz vaketa ve sahtiyan.

 2. Çapula                  : Sağlı sollu burun sivri yüzde ayrı renklerden şekillenmiş deri eklentileri vardır. Yüz vaketa ve sahtiyan arkada ayakkabıyı giyerken çekmeye yarayan boccik.

 3. Mokosen tipi       : Şimdiki mokosen ve molyer tipi ayakkabıların yemeni cinsidir. Yüz vidala.

 4. Terlik                    : Yüz sahtiyan veya ince vidaladan.

 5. Çocuk boyu.

 6. Mest ve Çedik     :  Yüz ince vidala sahtiyan ve gılaseden yapılır. Taban ince kösele veya yüze kullanılan derilerden olabilir.

 

Ayakkabıcılıkta zenne kısmı.

 1. Simsiz zenne      : Ağız kısmı yaşmaklı, burun köşeli kıvrık, yaşlı kadın ayakkabısı. Yüz sahtiyan.

 2. Simli zenne         : Ağız yaşmaklı, burun köşeli ve kıvrık yan kısımlarda ve yüz kısmında, güzel şekiller üzerine sarı beyaz simlerden ve aralarına karıştırılan pembe kırmızı yün iplerinden işlenmiş ara boşluklara gene bir şekil üzerine pul vurulup,pul altlarına renkli kağıtlar konulmuş, güzel görünüşlü ayakkabı. Yüz sahtiyan.

 3. Filer                       : Yüz kısmı kısa, kırmızı veya mavi sahtiyandan, her tarafı simlerle işlenmiş ağız zehi simle dikilmiş pullu, pul altı deliklerine renkli kağıtlar konulmuş zarif ve güzel gelinlik ayakkabı. (Bazı köylerde bu ayakkabı olmadan bir kızın gelin çıkması düşünülemez.)

 4. Terlik                    : Derinin düğümlenerek boyanıp güzel şekillerin meydana çıktığı elvan denilen sahtiyandan yapılır. Simli tipleri de vardır.

 5. Zenne mestleri   : Gayet ince vidala ve bilhassa sahtiyandan yapılır.

 6. Zenne ot mesti   : Yüz kısmı portakala ve limon rengi sarı sahtiyandan, alt kısmı yarım hasıl köseleden yapılan şimdilerin yarım botu şeklindedir. Bilhassa karşı geçe köylerinin ot ve ekin hasatları zamanında giydikleri ayakkabıdır.

 7. Zenne çocuk boyu.

 8. Kalik cinsi.

 

Kunduracılıkta.

 1. Potin kaloş          : Eskilerin gelin ayakkabısı. Yüz vidala ve makine teğeliyle işli potin ve kaloştan yani potinin üstüne kaloş tabir edilen mahmuzlu bir alt kısmın giyilerek, mahmuzları birbirine raptolan, komple biçimde bir ayakkabı.

(Tabi biz ona yetişemedik.)

 2. Erkek çizmeleri körüklü, körüksüz.

 3. İskarpin zenne ve erkek.

 4. Ağaç çivili kundura zenne ve erkek.

 

Esnaf imalatını bilhassa ayakkabıcıkta satışa arz usulü ile yapar. Yani devamlı imalat halinde çalışır idi. Eğer alıcı mevcutların dışında ayakkabı isterse buna ısmarlama denilir, malzeme seçileceğinden yapımına daha fazla itina gösterebileceğinden, fiyatı da farklı olurdu.

 

AYAKKABI YERLİLİK DERECESİ

 Ayakkabı ve kunduranın yapımında diğer malzeme ve unsurların yanında iki ana malzeme sınıfı vardır. Bunlardan biri kösele (gön) diğeri saya (yüzleme) kısmı. Bunlardan kösele hariç ayakkabı yapımında bütün unsurlar bilhassa ayakkabıcılığın ilk zamanlarında hemen hemen yüzde yüz yerli imkanlardan karşılanmakta ve temin edilmektedir.

 Saya (yüzleme) kısmını teşkil eden bütün deriler vaketa sahtiyan, sarı sahtiyan, elvan, meşin bütün bunlar Kemaliye tabak esnafı tarafından imal edilir. Ayakkabıcılık ve tabaklıkta kullanılan bütün boyalar toprak boya, cehre boyası olarak gene mahalli boyalardır. Kalıplar kalıp yapıcıları veya ustanın bizzat kendisi tarafından yapılır. Model, endeze, biz, iplik, çiriş, balmumu, tezgah, hatta takımların büyük bir kısmı da yerli yapımdır. İlk zamanlar sayanın dikimi, ağız zehleri, çatıları hep elde dikilir. Çivi kullanılmasın diye ökçe köselesinin de tabana dikişle dikildiğini biliyoruz. Muşta ve bıçkılardan yerli yapımlar vardır.

Sanat, yalnız kösele, sim, iğne gibi bazı malzemeleriyle dışarıya bağımlıdır.

Tabi kösele sanayi oldukça ağır bir sanayi olduğundan, memlekette imalatı yapılamaz, dışarıdan temin edilir.

İlk zamanlarda kösele yarım hasıl gön olarak Tokat’ın Zile ilçesinden ve Diyarbakır’ın Çüngüş ilçesinden gelip işleniyor. Yarım hasıl gönün özelliği suda çok yumuşayıp işlenti kolaylığı verip kuruduktan sonra normal sertliğine  ulaşmasıdır.

Pek makbul bir kösele türü sayılmaz. Yarım hasıl gön sonraları yerini İstanbul işlentisi manda köselesine bırakıyor.

Ve İstanbul’un en tanınmış kösele fabrikalarının mamulleri Kemaliye ayakkabıcılık sanatında kullanılmaya başlanıyor.

Bunlar Atunyapağı, Altınparmak, Mehmetrasim, Fotidulos, Alekodolos, Karaahmetbeyler marka çok meşhur köselelerdir.

Ve bu köseleleri getirip satan tüccarlar vardır. Çok eskiden Apçağa köyünden Şahnikoğlu, Azaryan Boğoz, Hacı Emirağagilin Sakıp Efendi, İbrahim Efendi, Mehmet Çakır Efendi, Sırzılı Sabri Efendi, Hortik Hasan Efendi, Osman Bilen Efendi kösele getirip satan tüccar ve esnaflardır.

Bir ara Elazığ mamulu köselelerde işlentiye girer.

SAYA (YÜZLEME) YAPIMI

 Saya (yüzleme) ayakkabının önemli kısmıdır. Esnaf kış mevsimini gelecek sene içinde yapacağı ayakkabının saya kısmını yapmakla geçirir. Sayalar erkek ve zenne tamamen Kemaliye tabak esnafının mamul ettiği derilerden yapılır. Erkek sayasında videla, sahtiyan ve meşin kullanılır. Zenne sayasında sahtiyan, sarı sahtiyan, elvan, meşin kullanılır.

 Kışın her dükkan durmadan saya keser, kesilen saya erkek sayası ise astarları kesilir, çirişle yapıştırması yapılır, astar kenarları kesilip çatılar çatılır ve ağız zehleri dikilir. Çatı düğmeleri vurulur. Gereken işlemler yapılır.

 Zenne sayası ise kesilen sayanın cinsine göre sim şekilleri bıçkılarla açılır. Sim sarması yapılır. Sim sarması önemli ve zaman alıcı bir iştir. Bu yüzden dükkan personeli ve eli bu işe yatkın olan ayakkabıcı ailesinden herkes, kışın sim sarar. Hususi sim sarıcılar da vardır. Simler sarılır, yüzleme pullanır, yapıştırması yapılır. Yapıştırma esnasında tıraşlanmış deri parçaları sayanın içine şimdiki fort bombe vazifesini görecek bir vaziyette konur. Bu ayakkabının  yüzünün çökmemesini ve biçimli durmasını temin eder.

 Gene çatılar çatılıp ağız zehleri dikilir. Eskiden bu dikişler yerli yapım boyalı bir iplik cinsiyle cildan denilen bir takım yardımıyla tamamen elde dikilirmiş. Tabi sonraları bu dikişler makineyle dikilmeye başlanıyor. Bu faaliyet kış boyu dükkanda sürüp giden saya yapım faaliyetidir.

 

AYAKKABININ YAPIMI

 Sabahleyin güneş daha Zincirlikaya’ ya inmeden esnaf dükkanlarını açmaya başlamış, işçiler ve çıraklar bir bir gelmektedirler. Çıraklar dükkanları süpürüp, toprak testilerle yakındaki çeşmeden getirdikleri soğuk sularla dükkanın içini ve önünü sulaya dursunlar, başka bir işçi de ayakkabı dükkanındaki küpün suyunu dükkanın önünden akan arka dökmektedir. Gelen taze sularla küpün suyu da değişilmiştir.

Usta ya yakındaki kahvede sabah çayını içmekte ve oradakilerle sabah sohbeti yapmakta, yahut ta kahveci çırağının getirdiği çayı dükkanda içmektedir. Usta, işçi , çırak meşin önlüklerini takmışlar herkes oturduğu tezgahın etrafını düzenlemekte, takımlar yerli yerine konularak tanzim edilmektedir. Yağ taşlarına yağ akıtılarak o gün çalışacak bıçkı, bıçak, biz gibi takımların bileme işleri yapılmaktadır.

Sabahın o saatinde açılan dükkanların kepenk ve istor sesleri, alınan verilen selamlar, bir birleriyle hal hatır eden şakalaşan esnaf ve işçiler, esen sabah meltem rüzgarlarıyla ses veren yaprak hışırtıları, arklardan akan suların sesi, bambaşka bir sabahtır. Böylece esnaf o günkü çalışma nizamına girmektedir.

Biz şimdi ayakkabının yapımına bir göz atalım, Ayakkabının yapımına doğranacak gönden başlanır. İsim yazılarak ıslanma havuzuna atılmış  kösele akşamdan sudan çıkarılmış ve doğrama kıvamına gelmiştir. Usta onu tavlanmış ceviz beli tezgahın üstüne açar, karşısına keserken tutacak bir yardımcı alır. Çünkü keseceği kösele kalın ve sağlamdır. Kösele doğrama işi narik tipi bir bıçakla yapılır. Tezgahın üstüne açıp doğradığı köselenin neresinden hangi boy ayakkabının köselesinin alınacağını, ayakkabının pençesine neresinin ökçesine neresinin geleceğini, usta bilir. Ve nasıl endeze atılırsa bir çift daha fazla kösele çıkabileceği de gene ustanın maharetine bağlıdır: Bu kaba doğramadır. Doğranan köselelere numara veya işaretleri vurulmuş olarak yığılır.

Bundan sonra köselenin mıntıkasına göre tersi gevşek yani talaşlı olanları geniş tıraş bıçkılarıyla tıraşlanarak dikiş için sağlam bir zemin meydana getirilmiş  olur. Ondan sonra muştalama yapılarak esneme payı alınır ve çaprazlamaya geçilir. Çaprazlama esas dikim endezesine göre köselenin kesilmesidir. Çaprazlanan kösele kalıbın ve ayakkabının tam şekli demektir. Çünkü dikici dikimini bu çizgiye göre yapacaktır. Ekseri usta derz çizgisini göz tahminiyle açarlar idi. Yalnız bu iş ustalık ve maharet isteyen bir iştir. Çünkü ayakkabının şekli umumiyetle bu çizgiye bağlıdır. Bundan sonra saya seçilip dikime geçilir. İplikler hazırlanır, uçlar açılır, iğnelere bedrüslenir. İplik mumlu vaziyettedir.

Eskiden bu dikiş iplikleri pamuk halinden mamul haline kadar hepsi Kemaliye’de yapılırdı. Pamuktan eğrilen ipliklerin katları çoğaltılarak ıslatılıp büyük ağır kırmalarla bükülür çok sağlam iplikle yapılırdı. Sonraları Antep ve İstanbul işi fabrikasyon ipliklere  dönüşülmüştür.

Dikici sayanın dikilecek kısmını ıslatır, biz denilen dikim tığıyla köselenin tersi sayanın doğrusuna gelmek kaydıyla, arka orta hizadan dikmeye başlar, Dikimde, çok maharet isteyen bir iştir. Dikici diktiği ayakkabının yüz taksimatına iyi yapamazsa, dikişlerini iyi çekemezse çatıları eğerse, biz kalınlığını iyi seçemezse, köseleyi büzüştürürse, dikişleri fazla büyük atarsa,  dikilen ayakkabıda biçim ve şekil aramak beyhude olur. Oltan dikiş tabir edilen bu dikişle ayakkabıyı dikip kalıba tam oturtmak monte yoluyla ayakkabıyı kalıba oturtmaktan çok zordur.

Dikilen ayakkabı ters görünümlüdür, bir miktar ıslatılıp yardımcı takımlarla tersi, doğrusuna çevrilir ve kalıba çekilir. Kalıp ayakkabının içine muşta darbeleriyle itilip uzun çekeceklerle arka oturtulur. Dikim esnasında büzüşen kösele kenarlardan kerpetenle çekilir. Taban kuvvetle muşta ve çekiçle dövülerek içte dikişlerin yatması, dışta  düzgün bir kösele sathı meydana gelmesi temin edilir. Yüz kısmı çekilerek dövülerek veya çivilenerek ayakkabıya güzel bir biçim ve görünüm verildikten sonra, bir müddet kurumaya terk edilir. Bir miktar kuruyan ayakkabının kenar bıçaklarıyla kenarı alınır. Kenar tiftikleri yatıştırılır, boyanır, ökçesi çakılır, ökçe kenarı alınır daha sonra kalıptan çıkarılır, iç astarı koyulur. Bağlıysa bağları takılır çatılır ve dükkanı çepeçevre dolaşan raflardaki çivilere asılır. Her dükkan da sıra sıra raflara asılmış ve kalıplı olarak raflara dizilmiş çok sayıda ayakkabılar görülürdü.

 Ben burada bir yemeni, veya bir mokosen tipi yahut da genelde bir ayakkabının nasıl yapıldığını kısa ve ana hatlarıyla anlatmaya çalıştım. Halbuki yapımda daha bir çok teferruat olduğu gibi, ayakkabının çeşitleri itibariyle yapımlarında farklılıklar da vardır. Fakat ben burada ayakkabının nasıl yapıldığının dersini verecek değilim, buna gerek de yoktur.

 Bizim bu yazımızda anlatmak istediğimiz esas husus, Kemaliye’deki ayakkabıcılık sanatının, geçmişteki kapasitesi, çalışma ve iş istihdamı, bölgenin ticaret hayatına olan katkısı ve bu sanat dalının imalatındaki yerlilik derecesi hususlarıdır.

 Bu hususların bir ilçeye göre hayli ihtişamlı bir düzeyde olduğunu görüyoruz.

 Bugün bu ihtişamın yerinde yeller esmektedir. Şimdi Kemaliye’de tek kişiyle çalışan 5 veya 6 ayakkabıcı esnafı görmekteyiz. Bunlar sanatın geçmişine vefakarlık borcu verircesine Kemaliye’de sanatlarını icra ediyorlar.

 Vaktiyle bütün esnaf çağın icapların uyup makineleşmiş  bir ayakkabı sanayiine geçebilseydi şüphesiz Kemaliye ayakkabıcılık sanatı bölgede, uzak mıntıkalara kadar hitap edebilecek bir ayakkabı üretim gücüne sahip olurdu.

 Tabi bu yapılamamıştır.

 Herkes işin kolayını seçip zarureti dahi olmayanlar, türlü bahanelerle memleketi terk edip büyük şehirlere göç eden kişiler olmuşuzdur.

 Kemaliye’nin bugünkü haline gelmesinde, dışarıya göç eden her kişinin az çok payı vardır.

 Üstelik aklı az çok her şeye erebilen Kemaliye’lerden birçoğumuz her nedense memleketimize karşı bir lakayıt içerisindeyiz.

 İnşallah bundan sonra memleketimiz hakkında doğabilecek bir iş ve faaliyet imkanlarında bütün hemşehrilerimiz takatları ölçüsünde daha tesirli bir faaliyet içerisine  girilebilen kişiler oluruz, Gönül bunu istiyor.

 OSMAN BEDRİ SAĞÇOLAK (HORTİKOĞLU)

HAZİRAN 1985 

 

Kemaliye:Evleri

Evde Gündelik Yaşam
Evler ve Kapılar
Mimari Özellikleri
Ev Maketleri
Ev Resimleri

Önemli Siteler

- Kemaliye Haber Ajansı

- Doğa Sporları Şenliği

- Kemaliye Köyleri Forumları

- Kemaliye Eğin Radyosu (Aktif Değil)

- KEMAV Vakfı

- Kemaliye Kaymakamlığı

- Kemaliye Evleri

- Kemaliye'de Turizm

- Kedost Turizm Acentası

- Email İle İletişim Grubu


Çanakkale'de Şehit olan Kemaliyeliler!


Kemaliyeli Yazılar

- Eğin'de Ayakkabıcılık

(Osman Bedri Sağçolak)

- Eğin'de Köy Düğünü

(Tacin Ersoy)

- Kemaliyeli Çanakkale Şehitleri


Kemaliye (Eğin) ezgileri ve oyun havaları CD ve Kaseti

Sanatçı: Fikret Köse


Lütfi Özgünaydın

Kemaliıye Resimleri


STK'lar ve Resmi Daireler

Vakıf ve Derneklerimiz
Resmi Daireler, İrtibat


Tarihi Kentler Birliği ve Çekül Vakfı ve Kemaliye Temsilciliği

Kuruluş Öyküsü
Tarihi Kentler Birliği
Çekül Vakfı
Kentler Çocuklarındır
7 Bölge 7 Kent

Kemaliye Kenti

 

ve

Avrupa Tarihi Kentler ve Bölgeler Birliği

üyesidir!


Kemaliye Resimleri

Vali Recep Yazıcıoğlu
Kemaliye Amblemler
Kemaliye Haritaları
Kemaliye Evleri
L. Özgünaydın -Evler
L. Özgünaydın-Manzara
Dr. F. Çelikmen Albümü
Kapı Tokmakları
Kemaliye Fotoğrafları
Halı Şti. ve Çuval Dokuma
Folklör ve Fotoğraflar
Taşyolu Fotoğrafları
Tandır Fotoğrafları
Ersoy Atay Albümü 1
Ersoy Atay Albümü 2
Ersoy Atay Albümü 3
Belediye Broşürü
Doga Sporları Resimleri
Eğin Eğitim Kurumları
Bitkiler ve Hayvanlar
Ressam Selami Yazıcı


NÜFUS:

1997

3.086

1990

2.044

1985

3.007

1980

2.614


Göç ve Gurbet

Eğin, Göç ve Gurbet
Gurbette Eğinli
Email Haberleşme Grubu

Kemaliye'ye nasıl ulaşılır?

Kemaliye'ye Nasıl Ulaşılır?


 tour, gallipoli, Edirne, Edirne Hotels, Hotels in Edirne, tours Edirne, Central Region of Turkey, Ankara, Ankara Hotels, Hotels in Ankara, Tours Ankara, estambuli istambul, Turkei, Turkiye, Turquia, Istamboul, Bursa, Bursa Hotels, Hotels in Bursa, Tour in bursa, Hotels of Bursa, Canakkale, Canakkale Hotels, Hotels in Canakkale, Hotels of Canakkale, Troya, Tours in  kapatuka, Konya, Konya Hotels, Hotels in Konya, tours Konya, mevlana celalettin rumi, dervishes,


Sorularınız için: bilgi @ kemaliye.net adresine email atınız.

BU SiTE BiR KiT DESIGN YAPIMIDIR. HOSTING By KeskinMavi Hosting.

Kemaliye.net projeleri bir Proje Evi Yerel Kalkınmaya ve Tanıtıma Destek Projesidir.

Son güncelleme: 05/09/10.